Mucize

20 May 2008 In: Şarkı Sözü

Size Bu Siteyi Ulaştırmadaki Emeğimizi Ödüllendirmek

İçin Lütfen Aşağıdaki Reklama 1 Kere Tıklayın

Güneş doğdu ruhuma
Sustum, umudumu gördüm onda
Bir şey bilsem söyliycem
Seni sevdigimden başka

Aptallığın bile tam bana göre
Çocuksun sen de
Yok yok yok, bu mutluluktan
Ağlıycam şimdi
Yok yok yok yok
Ağlıycam şimdi, yapma

Bir sözüm bin yere gider, en sonunda
Gözlerime bir bak yeter

Mutfakta çıplak ayak sesin
Huzur mu bu, mucize arzusu
Sonsuzdum ve mahvoldum
Güneşli gün yalanlarıyla avundum

Mor ve Ötesi hem müziği hem de duruşuyla Türk rock müziğin örnek topluluklardan biri. Müzik piyasası içinde vardıkları yer düşünülünce de haklarında konuşulacak çok fazla şey var hâlâ. Ne var ki son dönemde Mor ve Ötesi, Eurovision yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek olmasıyla gündemde. Yarışmaya katılacak olmasalar yeni albümleri için yoğun bir biçimde çalışıyor olacaklarını anlatan topluluk, Eurovision’a katılmaya Almanya turnesi dönüşünde gelen teklifle, hiç düşünmeden karar vermiş. Yarışma sonrasında önce Anadolu turnesine çıkmayı sonra da Avrupa’yı mercek altına almayı düşünen ekip ayrıca yakın zamanda bir de albüm yayınlamayı planlıyor. Eurovision için yaptıkları alternatif şarkılarla birlikte son dönem üretimleri ve canlı konser kayıtlarıyla desteklemeyi düşündükleri bu albümü merakla bekliyoruz tabii! Eurovision’a gelince… Mor ve Ötesi’nin yarışmaya katılacağı ‘Deli’ isimli şarkı için tam bir rüya takımı kurulmuş anlattıklarına göre. Zira sahne kostümlerini Ümit Ünal hazırlayacak, fotoğraflarını Okan Bayülgen çekecek, koreografi için Beyhan Murphy ile çalışan grubun şarkısının video yönetmeni de Ezel Akay olacak

Yeni bir albüm haberi beklerken sizden, Eurovision ile gündeme geldiniz. Nasıl bir süreç oldu bu?

Harun Tekin: Kasım ayında 10 günde 9 konser verdiğimiz bir Almanya turnesine çıktık. Bizi tazeleyen bir deneyim oldu bu. Birbirimize, grubumuza olan inancımız arttı. Yapabileceğimiz şeylerin sınırını genişletti kafamızda ve o kafayla Türkiye’ye döndüğümüz sıralarda bu teklif geldi. İyi olacağına karar verip bu yola girdik.

Eurovision sizin için ne ifade ediyordu, şimdi ne oldu?

Burak Güven: Eurovision hayatımızda, her Türk vatandaşı gibi hatta müzikle her zaman ilgilenen insanlar olarak belki biraz daha fazla yer aldı. Şimdi küçüklüğümüze dair ortak anılarımız olduğunu da öğreniyoruz; puanlamalar yapmak, şarkıları videoya çekmek ya da kasetten dinlemek gibi… Kabul etmemizde en büyük etken, Almanya turnesiydi. Avrupa ile ilgili birtakım planlarımız için sağlıklı bir zemin oluşturmanın zamanının geldiğini gördük. Yüz milyonlarla ifade edilen insanlara ulaşan bir mecrada bulunmak bize bir tür işaret gibi geldi.

‘Deli’ Eurovision için hazırlanan bir şarkı değil, bunu özellikle mi tercih ettiniz?

H.T.: Eurovision için bir aday belirlememiz gerekiyordu ki bir süredir çalıştığımız 3-4 şarkı vardı ve ‘Deli’ de bunlardan biriydi. Tekliften önce hazır olan ve kimsenin duymadığı bir şarkı olarak aslında yeni! Bir taraftan da üzerimizdeki olası bir stres kaynağını da ortadan kaldırmış oldu. Yarışmaya katılma sürecimiz geç başladı, hep çalışan bir grup olmasaydık her şey çok daha zor olurdu.

‘Deli’ henüz duyulmamışken ‘davullu-zurnalı’ bir şarkı olduğu, TRT ile sorunlar yaşadığınız gibi yorumlar yapıldı. Bekliyor muydunuz bunları?

Kerem Kabadayı: Bizim verdiğimiz tepki hep eğlenceli bir şaşkınlık şeklinde oldu. Bunlar bize zarar verip, canımızı sıkacak şeyler değil. Ama belli bir noktaya geldikten sonra ses çıkartmadıkça belki daha saçma şeyler de olabilir diye çok basit bir açıklamayla kendimizi ifade ettik. Canımız sıkıldı, sinirlendik gibi negatif bir şey değil; yanlış habercilik yapıldığı için çok doğal bir tepki verdik.

EUROVISION KANIMIZA İŞLEMİŞ

Mor ve Ötesi dinleyicisinin de eleştirileri oldu…

B.G.: Anladık ki bizi sevenlerin büyük bir kısmı en azından ne yapacağımız konusunda meraklanmış hatta kaygılanmış. Fakat şarkıdan sonra tepkiler de olaya döndü. Eurovision o kadar milli bir konu olarak kanımıza işlemiş ki, herkes çok doğal bir refleksle üzerinde bir tür fikir üretme ve her şeyi söyleme hakkına sahip bu ülkede! Şarkının Mor ve Ötesi ekseninden uzaklaşmamış olması ve ona rağmen orada iş yapacak bir potansiyele sahip olduğunu belli etmesi açısından kemik dinleyicilerimiz rahatladılar.

Yarışmaya katılmanız birtakım beklentiler de yarattı değil mi?

H.T.: Mor ve Ötesi çok dinamik bir şekilde ifade edilebilir. Ortada farklı 4 kişi var ve bu da değişken bir durum ortaya çıkartıyor. Kategorileştirilmek istemediğimiz gibi hayata da öyle bakılmasıyla ilgili bir meselemiz var. Bunun için sırf Mor ve Ötesi katıldığı için Eurovision izleyecek bir kitle olacağını düşünüyoruz. Zaman zaman öyle değilmiş gibi tınlamış olabiliriz ama eğlence bizim işimizin bir parçası. Gösteri dünyasının bir parçası olmak da bizim için hep önemli oldu. Öyle olmasa sahnemizin arkasında görsellerle, sahnede giydiğimiz kıyafetlerle video kliplerle hiç ilgilenmiyor olurduk.

Milliyetçilik duygularının baskın olduğu bir organizasyonda yer alıyor olmak, aklınızda soru işaretleri uyandırmadı mı?

H.T.: Bu işe karar verdiğimiz noktada kafamız netti… Bunda, içine girdiğimiz ortamların bizi belirlemediğini, bizim de o ortamı belirliyor olduğumuzu görmenin etkisi var. Bunu uluslararası bir etkinlik olarak ele alıyoruz. Bu bir yarışma, bir televizyon şovu ve aynı zamanda kültürel bir olay. Dünyanın en uzun soluklu televizyon programı diyenler var, post-modern bir panayır diyenler de… Geçen 13 yıl içersinde ‘bir gün teklif gelse de Eurovision’a gitsek’ demedik ama böyle bir teklif gelince de evet dedik. Elbette bizim için vazgeçilmez olan şeyler var ama kalıplarla düşünememeye çalışıyoruz. Üstelik bu sayede bir şarkımız belki daha önce olmadığı kadar insanların dikkatine sunuluyor. Mor ve Ötesi hakkında fikir sahibi olmayanlar böyle bir çeşit olduğunu da fark ediyor. Ağzımızdan çıkacak sözlerle ilgili kafamızda aşağı yukarı bir şey var; o sözleri daha geniş bir kitleyle paylaşıyoruz. Böylece Türkiye’nin böyle de bir rengi var demiş oluyoruz…

Birincilik, yarı final ve finalle ilgili de fikir yürütüyor olmalısınız. Yoksa sadece canı gönülden bir temsil durumu mu söz konusu?

K.K.: Aslında temsil konusunu mümkün olduğunca az kullanmaya çalışıyoruz çünkü halk oylaması gibi bir süreçten geçmedik; bir teklif geldi ve kabul ettik. Almanya turnesinde, Türkiye’nin, Türkiye’de bizim gibi insanların dışarıdan algılanışıyla ilgili bir-iki soru işareti oluştu kafamızda. Çaldığımız yerde mekan çalışanları ya da işletmecisinin gelip; ‘sizin gibi Türkler olduğunu bilmiyorduk, konsere gelenler gibi olanları da bilmiyorduk çok etkilendik’ demeleri bu belli bir ölçekte önyargıların karşılıklı olarak yıkılması sağlıyor. Bir Alman için ‘Türk, gece kulübüne gidip kavga çıkarır’ imajı varsa bunun en azından çatırdamasını sağlayan medeni bir durum ortaya konmuş oluyor. Hem de ‘Siz Türkiye’ye yeşil ışıkta duran develer diyarı’ olarak bakıyorsunuz ama bizim gibi insanlar da var’ demek… Bu bizim açımızdan da toplum açısından da faydalı ve kesişen faydalar olduğunda ‘evet’ demek çok rahat oldu.

RAKUN’DA VERİMLİ BİR YIL OLACAK!

Mor ve Ötesi’nin öncelikle kendi albümlerini yayınlamak amacıyla

2005’te kurduğu ve yeni müzik projelerine de önayak olan müzik şirketi Rakun için de 2008 hareketli bir yıl olacak. Sakin ve Ayça Şen gibi isimlerin albümlerini hazırlayan Rakun, müzik piyasasının alternatif müzik firmalarından biri olarak tanınıyor.

SELİN ÖZAVCI - AKŞAM

http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=110352,105

Eurovision 2008 için hazırlık ve ötesi
MOR VE ÖTESİ mayısta Eurovision için seçtiği “Deli” parçasının klibi için kamera karşısındaydı. Stüdyoda yönetmen Ezel Akay’ın yanında grubun fotoğrafını çeken Okan Bayülgen de vardı. Modacı Ümit Ünal da “her üyenin hayattaki duruşuna uygun” gömlek  hazırlamıştı.

 Bu yıl Eurovision’da Türkiye’yi temsil edecek olan Mor ve Ötesi yoğun bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Grubun fotoğraflarını Okan Bayülgen, “Deli” parçasının klibini Ezel Akay çekti. Koreografide Beyhan Murphy’nin imzası var, kostümleri Ümit Ünal hazırladı.

Klip çekimi iki gün sürdü. İkinci gün Ayazağa’daki film platosundaki çekimin setinde grup elemanları, Okan Bayülgen ve Ezel Akay’la konuşma fırsatı buldum. Ezel Akay’ın mı, yoksa grup elemanlarının ustalığından mıdır bilmiyorum ama plan değişiklikleri nedeniyle uzun saatler sürmesine rağmen çekim su gibi aktı.

Eurovision üzerlerinde bir stres yaratıyor mu diye dikkatle gözlemlememe rağmen pek renk vermediler. Fakat onlarla geçirdiği vakitten ve birebir çalışma fırsatı bulduğundan dolayı ortamı daha iyi kokladığını düşündüğüm Okan Bayülgen’in sözleri durumu biraz açık ediyor: “Her ne kadar çok   cool davranıp çaktırmıyorlarsa da bizim entelektüel ve serseri oğlanlara belki hayatlarında akıllarına getirmedikleri bir görev verilmiş durumda. ‘Biz böyle yaparız. Bizim kitlemiz bizi tutar, sever. Biz ne yaparsak olur’ gibi düşünülemiyor. Genele yayılmış bir işin üzerindeler. Yani ne kadar umursamıyor gibi görünseler de bu bir baskı yaratıyor.”

“Hiçbir şey üzerimizde yama gibi durmayacak”

Nasıl geçiyor bu hazırlık süreci?
Harun Tekin: Her gün bir işle uğraşıyoruz. Fotoğraf çekimi, klip çekimi, devamlı toplantılar, röportajlar, provalar…

Ne kadar prova yapıyorsunuz?
Harun T: Şu sıra daha çok ofisteyiz. Yoğun provalar mart sonunda başlayacak. 10 Mayıs’ta Belgrad’a gidene kadar Türkiye’deki zamanlarımızı provayla geçireceğiz. Türkiye dışındaki zamanlarda da Eurovision’la ilgili bir turneye çıkacağız.

Nasıl bir turne bu? Eurovision’a daha önce katılan Türkler bu tip turnelere çıkmış mıydı?
Harun T: Herkes deniyor. Bakalım biz ne kadar farklı bir şey yapabileceğiz…

Farklı derken…

Harun T: Daha geniş kapsamlı. En fazla beş-altı ülkeye gidenler oldu. Bizim daha büyük bir hedefimiz var.

Kaç ülkeye gitmeyi planlıyorsunuz?
Kerem Özyeğen: 5-15 arasında bir sayıdan bahsedebiliriz.

Harun T: Bize bıraksanız, 22 ülke belirledik aslında.

Zaman yok herhalde.
Harun T: Zaman problem değil. Her ülkede bir gün geçirilen bir turne şeklinde düşünsek, olmayacak şey değil ama…

Normalde Türkiye’ye çok oy vermeyen ülkeleri mi ziyaret edeceksiniz?
Harun T: Bize çok oy veren veya vermeyen gibi değil de, yarı final grubundaki ülkelerle başlayan bir turne olacak bu. Almanya’ya mutlaka gideriz mesela.

Ne yapacaksınız oralarda?
Kerem Ö: Röportajlar… Televizyon ve radyo programlarına çıkacağız. Aslında klasik bir promo tur şeklinde olacak.

Gitmişken, Türklerin de yoğunlukta olduğu yerlerde konser vermeyi düşünüyor musunuz?
Harun T: Onu yapabileceğimiz yerler de olur belki ama o işleri biraz daha erken planlamak gerekiyordu. Mesela, Almanya’da kasım ayındaki konser için şimdiden ayarlamalara başlamak gerekiyor. Öyle olduğu için de konser ağırlıklı bir turne mi olur, ondan emin değilim.

“Ekiptekilerin kafa dengi insanlar olmaları çok önemli bizim için”

Ezel Akay, Okan Bayülgen, Beyhan Murphy, Ümit Ünal… Neden bu isimleri seçtiniz?
Harun T: Okan’ı ve Beyhan’ı tanıyorduk. Okan’la daha önce bir fotoğraf çekimi yapmış ve çok beğenmiştik.
Kerem Ö: Beş dakikalık bir fotoğraf çekimi yaptık. Sonra o fotoğrafı iki sene boyunca kullandık.

Harun T: Ezel’in işlerini biliyorduk ve “Bir ara onunla bir şeyler yapmalıyız” diye düşünüyorduk. Görsel yönetmenimiz Aziz Soner’in önerisi üzerine Ümit’le bir araya geldik. Kafa dengi insanlar olmaları çok önemli bizim için.

Bu işlerde bir bütünlük var mı?
Harun T: İçinde bizim yer alıyor olmamız bir bütünlük zaten. Hem bir bütünlük var hem de ayrı ayrı o yapılan işlerin yapan kişinin iradesine göre şekillenmesine öncelik verdik.
Onları özgür bırakıp kendinizi onlara teslim mi ettiniz, yoksa onları siz mi yönlendirdiniz?
Burak Güven: Hiçbirine “Böyle bir şey yapalım” diye gitmedik ama baştan beri tüm toplantıları birlikte yaptık, kendi fikrimizi işin içine bir parça katarak oradan toplu bir şey çıksın istedik.

 “Asla bunu giymem”, “Böyle durmam” dediğiniz yerler oldu mu?
Harun T: “Abi şunu da yapmayalım” dediğimiz zaman Okan “Hayır yapacağız” demiyor zaten. Bu Ümit’in de çok duyarlı olduğu bir konu. “Üzerinize yakışmadığını düşündüğünüz, kendinizi içinde rahat hissetmediğiniz bir şeyi size giydirmek gibi bir arzum yok” dedi. 

Sahnede nasıl bir şov yapacaksınız, belli mi?
Harun T: Belli olan bir şey var. Bu şarkıyı seçerken nasıl davrandıysak şovda da öyle davranacağız. Bizim üzerimizde yama gibi duran bir şey görmeyeceksiniz. 
Kerem Ö: Kendi dinleyicilerimize yakın olan bir tarzda olacak şov.

Eurovision son yıllarda şova iyice yüklendi. Orada sönük kalabileceğinizi düşünüyor musunuz?
Harun T: Dünyada birilerini etkileyebiliyorsak, bunun tek nedeni hakiki olmamız. Benden daha iyi şarkı söyleyen milyonlarca insan var. Hepimizden iyi müzisyenler var. Bizim yaptığımız şey bir araya gelip hakiki olmak. Eurovision’da bunu başaramazsak hata yapmış veya başarısız olmuş olacağız.

“Deli” zaten elinizde hazır olan bir parçaymış. Eurovision’a özel bir parça yapmayı düşünmediniz mi?
Kerem Ö: Eurovision şarkısı nasıl yapılır, hakikaten bilmiyoruz. O başka bir kafa herhalde. Biz bir Mor ve Ötesi şarkısıyla Eurovision’a katılmanın en doğru şey olacağını düşündük.

Eurovision’u her yıl izler misiniz?
Burak G: Küçükken izlerdik. Hatta kaçırmamaya çalışırdık. Ama son üç-beş yıldır topluca çok bir ilgimiz olmadı doğrusu. En son Athena’yı izlemiştim.
“Bu karar kolay çıktı.
Oysa bizde bazı kararlar çok kolay çıkmaz”

Teklif geldiğinde tereddütsüz kabul ettiniz mi?
Burak G: Çok başarılı geçen bir Almanya turnesinin hemen üzerine bu teklif geldi. Oralarda bize ilgi duyan insanlar olduğunu biliyorduk ama ilk defa bu turnede anladık ki yabancılara ulaşmak mümkün. Biraz bunun tatlı motivasyonunu taşıyorduk. Üzerine teklif gelince de karar kolay çıktı. Çünkü bizde bazı kararlar kolay çıkmaz.
Bana Avrupa’ya bu şekilde açılmanız biraz zor gibi geliyor ama Türkiye’de köydeki adam da tanıyacak sizi belki bu vesileyle. Daha çok bunu düşünerek kabul ettiniz galiba.

Harun T: Her türlü düşünüyoruz ama önden belirlemek kolay değil. Öyle düşünürsün, sonra yol üzerinde saçma sapan bir şey oluverir, tersine döner. Sezgisel olmakla stratejik olmanın dengesini kurmaya çalışıyoruz. İkisi de var.

Türkiye standartlarına göre iyi bir grupsunuz. Ancak orada sizinle yarışacak olanlar kendi ülkelerinin vasatları. “Şimdi bunlarla mı yarışacağız?” diye düşünüyor musunuz?

Burak G: İngiltere’de Eurovision biraz “Hımmm” falan gibi bir durumken İsveç’te de sadece ön finale 1500 grup ve sanatçı başvuruyor. Herkesin algılayışı, verdiği önem farklı. Ama Eurovision bizim son yıllarda alıştığımız dalga geçme modundan veya etkisinin çok çok az olduğu algısından bir parça büyük bir şeymiş. Ki ben de bunu yeni yeni anladım.
Harun T: 120 milyon kişi canlı izliyor durumu var ya… O bana çarpıcı geliyor. Sonuçta bayağı dikkat çeken uluslararası bir televizyon olayı. Bu arada biz yarışma kısmına çok kanalize olmuyoruz.
 Başarısızlık sizi etkilemez mi?
Harun T: Başarısızlığı yarışma derecesi olarak yorumlamıyoruz. Yapmak istediğimiz gibi değil de, yapmak istemediğimiz gibi bir şey yaparsak, başarısızlık
o olacak.
Ama netice itibarıyla Eurovision bir yarışma.
Harun T: Öyle düşünmüyorum. Netice itibarıyla bu aynı zamanda bir televizyon programı, aynı zamanda bir yarışma, aynı zamanda da bir panayır.

 

Ümit Ünal: “Harun için robdöşambr hazırladım, basın toplantısında giyecek”

Tasarımcı Ümit Ünal grubun kostümlerini hazırlamadan önce müzisyenlerle ilgili filmler izlemiş. Dünyada müzisyenlerin erkek modasına etkisinin büyük olduğunu düşünen Ünal grup için 40 parçalık bir koleksiyon yarattı

Mor ve Ötesi ile nasıl bir araya geldiniz?
Grupla yolculuğumuz geçen yıl başlamıştı. Stil konusunda bir parça çözüm arayışı içindeydiler. Artık dünyada bu tarz gruplar sokağı etkiliyor. Mor ve Ötesi ekibi bunun farkında olduğu için bir birliktelik konuşuluyordu. Fakat benim ve onların ekibi o sırada hazır değildi. Eurovision konusu gündeme gelince kolları sıvadık.
Sadece sahne kostümlerini mi hazırladınız?
Şu anda klip ve fotoğraf çekimi için gardıroplarının ilk bölümünü teslim ettim. Paris’te Berlinli ayakkabı tasarımcısı Trippen ile ayakkabılarını hazırladık. Basın toplantıları için Harun’a robdöşambrlar hazırlıyorum. Pijamalarıyla da röportaj yapar gibi gidecek.
Ayakkabılar nasıl?
Ayakkabılarda gotik bir his var. Kerem Kabadayı bot giymeyi sevdiği için ona bot tasarladık. Harun için beyaz kauçuk zemini olan parlak siyah deri bir bot yaptık. Bu dönem erkeklerde çorap üzerine giyilen sandalet modası var. Biz de bunu ayakkabıyla anlatmaya karar verdik. Çoraba çok yakın değerde çok yumuşak deriler kullandık. 
Grup elemanlarının kostümleri aynı değil. Kimde neyi öne çıkardınız?
Hayattaki duruşlarını anlatan mesajlı gömlekler hazırladım. Hayatlarına almadıkları insanlar o gömleklere bakıp bu adamların kim olduğuna dair fikir yürütebilir.
Harun’un duruşunda yalnızlığı ve yıldız olmayı hissediyorsun. Gömleğinin üzerinde de “Sesi bir hediye” yazıyor.
Kerem Kabadayı derin bakan, uzağı ve öteyi gören, entelektüel bir adam. İletişim kurmanız çok mümkün değil. Yörüngesi farklı. Onun gömleğinin üzerinde “Kimsenin göremediğini görür” mesajı var.
Kerem Özyeğen yaşamda da iddiası olan bir adam. Giyimde aslında en cesaretli duruşu ve farklı arayışları olan o. Kostümleriyle ikinci bir solist çıktığına inanıyorum. Kerem’in bir sessizliği olduğu için sloganı “Fırtına öncesi sessizlik”.
Burak sahnenin gerilerinde olmasına rağmen en naif duran eleman. Onu şöyle tanımladım: “Camdan kalbi olan adam”. Proporsiyonu en düzgün olanlardan biri Burak olduğu için ona biraz daha iddialı şeyler hazırlıyorum.
Nasıl renkler kullandınız?
Eurovision’da renklerde siyahlar, griler devam edecek ama Harun’un kıyafetlerinde saks mavisi ve siyah, diğerlerinin kostümlerinde gümüş, siyah ve griler var. Ama Eurovision gecesi klipteki şıklık biraz daha cool ve rahat bir hal alacak. Gömleklerin üzerinde bant ve şeritler var. Bunlar koyulukların içerisindeki pırıltılar gibi görünüyor. Dünyada şu an en çok Dior erkeği konuşuluyor. Ben Mor ve Ötesi’nin de duruşunun Dior erkeği olarak sağlam olmasını istiyorum.
Harun dışında herkesin pantolonu dar paça. Kerem Kabadayı ve Burak ilk defa dar paça pantolon giyiyor. Ama stil sahibi olma durumu Harun’da daha belirgin olduğu için ona geniş paça pantolonlar yaptık.

 

Okan Bayülgen: “Aldıkları sorumluluk fotoğraflara yansıdı”

Bu proje için nasıl oldu da Mor ve Ötesi’yle bir araya geldiniz?
Ağustosta başka bir proje kapsamında çocukların fotoğrafını çekmiştim. Bu fotoğrafta iyi göründüklerini düşünmüşler. Tabii ki amaç onları yakışıklı göstermek değil. Zaten sonradan dokunmuyoruz bu fotoğraflara. Ama Mor ve Ötesi’nin müziğindeki, kişiliklerindeki derinliğin fotoğraflarda ortaya çıkmasını istiyorum.
Önemli olan, fotoğrafın uzun yıllar sonraki etkisi. Bu adamların albümlerini alanların büyüdükleri zaman da bu albüme ya da Mor ve Ötesi’nin eski bir afişine veya bir dergide kalakalmış fotoğraflarına bakıp aynı derinliği görmeleri gerekiyor. Bunca yıl bu adamların müziklerini dinlemişler, bu adamlarla büyümüşler. Demek ki fotoğraflarda o derinliğin görünmesi gerekiyor.
Ağustosta çektiğiniz Mor ve Ötesi fotoğraflarıyla yeni çektikleriniz benziyor mu? Yeni fotoğraf çekiminde bence artık hepsi aynı yakışıklılıkta görünmüyor. Çünkü zor bir işin, stresin altındalar.   

Fotoğraflara yansıdı mı bu ruh hali?Bence yansıdı. İfadelerine yansıyor. Güzel veya çirkin görünmeleri hiç önemli değil, yıllar sonra baktıklarında “O günlerde de beynimizden şu düşünceler geçiyormuş” diyebilecekleri, hatta fotoğrafa bakanların da “Evet, bunların beyinlerinde bir düşünce var” diyebilecekleri, onların bir grup gibi poz verdikleri fotoğraflarını çektim. Fotoğraflar siyah-beyaz.
Fotoğraflarla klip bütünleşiyor mu, yoksa alakasız mı?Her ne kadar klip çekimine de gelip “Biraz sahne arkası da çekeyim” diye düşündüysem de kliple bütünleşmiyor çünkü burada iki farklı adam var. Bir tanesi Ezel Akay, bir tanesi Okan Bayülgen. İki farklı adam olduğu için iki farklı durum oldu.
Grup fotoğrafı çekmek zor mu sizce?
Zorluğu şudur… Rolling Stone fotoğrafçılarında, bütün müzik dergilerinin veya grupların anlaşmalı fotoğrafçılarında bu problem vardır. Burada dört farklı adam var. Aynı karede her birinin kişiliğini aktaracak fotoğrafı bulmak gerçekten zordur.

Genelde solist önde olur ama Mor ve Ötesi fotoğraflarında pek öyle olmuyor.
Onların öyle bir problemleri yok. Onun için biraz şaşırtarak çekiyorum. Farklı adamları ön plana koyuyorum ama Burak’ı boyundan dolayı hiçbir zaman öne koyamam. Harun ve Keremleri yerlerini değiştirerek kullanıyorum. Zaten hiç kompleksleri olmayan, grup müziğine inanan, birbirlerine çok saygı duyan adamlar. İçlerinde böyle bir liderlik veya “kim ne yapıyor” problemi olmadığı için de aynı şekilde başka sanatçılarla çalıştıklarında bu barış havası öbürlerini de etkiliyor.

 

Ezel Akay: “Klipte birilerinin arasına girme macerası anlatılıyor”

Ezel Akay’ın “Deli” şarkısına çektiği klipte Mor ve Ötesi’ne 40 kişilik sürpriz bir grup eşlik edecek

 Nasıl buluyorsunuz Mor ve Ötesi’ni?
Çok popüler sanatçılar var; onlar toplum ne istiyorsa onu yapıyor. Bir de kendi istediğini yapıp onu topluma kabul ettiren, bu anlamda toplumda beğenilerin değişmesine neden olan bir sanatçı tipi var. Mor ve Ötesi bu kategoride yer alıyor.
Türkiye müzik endüstrisi çok önemli bir atak yaptı. Bütün bağnazlıklar bir kenara atıldı. Doğru dürüst müzisyenlerin hepsi etnik kökenli müzik ve Batı kökenli müzik ayrımından vazgeçtiler. Mor ve Ötesi de çok ilginç bir yerde duruyor. Türkçe sözlü Batı tarzı müzik yapıyorlar ama o müziğin tam bir Batı müziği olduğunu iddia etmek de doğru değil. Buraya çok has bir duyarlılığı olan bir müzik.
Hem şarkıların sözleri hem de müziğin tarzında başka bir koku var. Dolayısıyla Mor ve Ötesi Türk popüler kültürüne yeni bir adım attı. Biz de onları bu ülkenin popüler kültürünün tarihsel karakterlerinin arasına soktuk.
Klipte ne anlatılıyor?
Onlar diyorlar ki “Beni büyütün, ağlatmayın.” Yani “Aranıza kabul edin” gibi algıladım bunu. “Hem ben kendimden vazgeçmek istemiyorum. Deli diyorsunuz bize. Deliyiz ama sizin aranızda yerimiz.” Onları aralarına kabul edenlerin arasına girme macerasını anlatıyor klip.
 Nasıl bir set var?Fantastik bir set. Büyük bir hangarın, garip bir mabedin içinde duran bir inşaat iskelesi var. Grup elemanları bu iskeleye çıkıyor. İskele onları yükseltiyor ve kimlerin arasında olduklarını görüyorlar. Şarkılarını söylüyorlar, önce hiç umursanmıyorlar. O mabette donakalmış, bekleyen eski popüler kültürün karakterleri onlarla hiç ilgilenmiyor önce. Ondan sonra onların müziğiyle yavaş yavaş ilgilenmeye başlıyorlar. En sonunda bizim grup onlardan olup o mabedin bir parçası olarak kalıyor

 KAYNAK : MİLLİYET

Hande Yener, ünlü rock grubu Mor ve Ötesi’nin solisti Harun Tekin’den iki şarkı sözü aldı.

Erol Temizel ile birlikte altı aydır yeni albümü için stüdyoda çalışan Hande Yener, ünlü rock grubu Mor ve Ötesi’nin solisti Harun Tekin’den iki şarkı sözü aldı.
Yener, “Uzun zamandır bunun hayalini kuruyordum. Kimseyle bir çalışmaları olmadığını bildiğim halde, arayıp sormak istedim ve çok samimi karşılandım. Birbirinden güzel iki şarkı aldım” dedi. …
 
 
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/8095419.asp?gid=222&sz=38107

”’ONLARA SHOW KOSTUMLERİ DEGİL, ONLARA ONLARIN KOSTUMLERİNİ HAZIRLADIM”’

Türkiye’yi Eurovision’da temsil edecek Mor ve Ötesi grubunun kostümlerini Ümit Ünal hazırladı. Ünal, tasarımlara başlamadan önce müzisyenlerin bütün kliplerini izledi, roportajlarını okudu, onlarla çok uzun sohbet etti, bol bol vakit geçirdi. Grubun her üyesine hayattaki duruşlarına uygun kostümler hazırladı.
Yalnızca yarışma gecesi sahneye çıkacakları ana değil tüm zamanlarına uygun 40 parçalık bir koleksiyon yarattı. Bob Dylan’ın hayatının anlatıldığı biyografik filmden ilham aldı. Koleksiyon, mesajlı gömleklerden, dar paça jeanlerden, bol paça kumaş pantolonlardan oluşuyor. Renkler siyah, gri ve gümüş ağırlıkta…
Ümit Ünal ve Mor ve Ötesi  üyeleri iş birliği yapmaya, grup üyelerinin giyim ve stilini birlikte oluşturmaya, tasarlamaya ve düzenlemeye iki yıl önce karar verdiler. Karar verdiler ama devamını getiremediler. Konuşup birbirlerini tanımakla kaldılar. Mor ve Ötesi’nin Eurovision’daki temsil görevleri kesinleşince tekrar bir araya geldiler. Durum, grup, olay ve Ümit Ünal’ın tarzı üzerine uzun uzun konuştular.
Önce Eurovision klibi için kostüm hazırladılar. Klip kostümleri Ümit Ünal için hazırlık süreci oldu. Grup üyelerini, bedenlerini, duruşlarını yakından tanıdı. Ve onlara bir teklifle gitti. O müşterisi ile tek bir anı değil anlarını paylaşmak isteyen bir tasarımcıydı. Grubun üyeleri için bir gardırop hazırlayacaktı. Sadece yarışma anı kostümlerini değil… Her anları için… Grup üyeleri teklifini hemen kabul ettiler. Ümit Ünal herkesin aklından geçeni şöyle anlatıyor: “Final için çok iddialı bir şey hazırlamayı kendime yakın bulmuyorum. Aşırı hazırlanılmış hissini hiç sevmiyorum. Benim kaygılarım grubun kaygılarına çok yakındı. Onlara şov kostümleri değil, onlara, onların kostümlerini hazırladım. Dünyaya seslendikleri anda kendilerini iyi hissetsinler istedim. Bu özel anda onların yanında duracak, eşlik edecek, onların önüne geçmeyecek tasarımlar yaptım.”
Klip için siyah ve gümüş ağırlıklı kıyafetler yaptı. Özel gömlek ve pantolonlar tasarladı. Gardırobu yalın, şık ve mesafeli bir anlatımla tamamladı. Grup üyelerini tek tek tanıdı. Derin kişilik analizleri yaptı. Hepsinde farklı olanı keşfetmeye çalıştı. Birbirlerine hiç benzemiyor, benzeşmiyorlardı. “İçlerinde onlar yokken ve askıda asılı duruyorken de onları yansıtan kıyafetler yaptım. Mor ve Ötesi benim hayatımda bir grup olmaktan çok öteye yerleşti.”

ÜMİT ÜNAL’IN GÖZÜYLE MOR VE ÖTESİ

Harun: Çok özel bir büyüsü var. Kendine ait, mesafeli ama en yakınında. Klip kostümüne sesinin bir hediye olduğu yazısını işledim. Şimdi kendisinin bir hediye olduğuna inanıyorum. Sahnede yine kendisi gibi bir kostümle belirsin istedim. Mesafeli ve şık. Geniş paça pantolonlar, siyah gömlek, tişörtler ve metalik pırıltılı ceketler yaptım.

Kerem Kabadayı: Ender yaratılan bir ruh olsa gerek. Daha önce hiç rastlamadığım kadar uzağa bakan biri. Görüş açısı insana ait yetinin çok ötesinde. Sahne için en avangart detay ve kesimi onun için formladım. Kolsuz ceket, tişört ve dar paçalı siyah denim pantolonlar.

Kerem Özyeğen: Bir adam bu kadar sessiz kalıp, bu kadar mı iddia taşıyabilir. Kostümleriyle en etken olan o. Grubun özel giyinmeyi en seveni de o. Onun iddiasına yetişmeye çalıştım.

Burak: Bir moda tasarımcısı için bulunmaz biri. Kostümleri en iyi taşıyan Burak. Bir modelle çalışıyormuşum gibi hissettim. Uzun ceket, dar paçalı pantolonlar, tişört ve gömlekler. İçeriye her girdiğinde atölyeme güneş getirdi. Camdan bir kalbi olduğunu da eklemeliyim.

Hürriyet  - Cumartesi Eki’nden alınmıştır

Kördüğüm

11 May 2008 In: Şarkı Sözü

Kim bilir
Neler oldu
Yer yarıldı
Herkes hala kibar
Parlak kutularda
Toy mühendisler
Bozuk ve sahte
Hep havadisler
Bu mudur bana reva gördüğün
Kimseler bilmez
Bu bir kördüğüm
Ne ilk ne de son
Beraber bekledik
Yaptığımızdan ne kadar emindik

Durdum durdum kendime güzel bir ağ ördüm
Kimse bilmez kimse bilmez bu bir kördüğüm
 
 

Kış geliyor

11 May 2008 In: Şarkı Sözü

kış geliyor
bağıra çağıra
sevmem ki

kim geliyor
yanıma yanıma
bilmez ki

kış ortasında kaç kere yakar güneş?

kış geliyor
bağıra çağıra
sevmem ki

kim geliyor
yanıma yanıma
durmaz ki
durmaz ki

yeni rüyam da güneşimle soldu
yeni adamla yeni kadın doğmadan zordu
ayna ayna
sihirli ayna
neler söyledin bana
 
 

Ithaf

11 May 2008 In: Şarkı Sözü

Saw an angel above the sky
Tryin’ to understand why it makes me cry
The only thing i got till yesterday
Was the thought of you babe fading away

You never know how it hurt me baby
You never looked at my face
You knew loving me is such a disgrace
I knew you were the queen and i’m the clown
But baby i’m standing on my own

You never know how it hurt me baby, you never will

I don’t care

Hep Aynı

11 May 2008 In: Şarkı Sözü

Yine keyfim yok, hiç ışık yok
Yine hayat yok etrafımda
Ne haldeyim, hayal miyim
Aslında kimseye zararım yok

Ama…

Hep aynı dertler hep aynı
Hep aynı sözler hep aynı
Hep aynı sıkıntı sarar

Ben kimim, nerdeyim
Çok tuhaf bir yerdeyim
İçimde çok büyük bir şeyler var

Odam soğuk, sesim pişman
Elimden hiçbir şey gelmez oldu
Bu ben miyim, hayal miyim
Aslında gerçek bir sorun yok

Hayat

11 May 2008 In: Şarkı Sözü

Uğraş didin farklı şeyler yapmak için
Üç kişi ya da beş kişi anlar
Ve zaman, ve zaman farklı yüzlerle
Bazen yanında bazen arkanda

Yalan diye bir şey yok
Gördük ama konuşmadık

Ve hayat her şey yolundayken dur dedi artı
Ve hayat herkes evindeyken dur dedi artık
Ve hayat - ki canına tak etmişti - sus dedi artık
Ve hayat

Kırık düşler, aynı yalnızlık
Öyle azaldık ve yıprandık ki
Kafamız karışık, değişmek zor
Dünya yıkılsa anlamazlar

Bu Site Hakkında

Sitemiz Mor Ve Ötesi'ni Eurovision yolunda yalnız bırakmamak, desteklemek amacıyla kurulmuştur.Bu site resmi site değildir.Sadece destek amaçlı bir fan sitesidir.Sitemizi sizlere ulaştırmak için verdiğimiz emekleri SİTEMİZDE BULUNAN REKLAMLARA TIKLAYARAK ödüllendirebilirsiniz.Herkese yi eğlenceler


Sponsors

Dost Siteler

BKM Mutfak izle

Film izle HerBirŞey Burada msn indir mirc indir kız msn adresleri msn avatarları msn nickleri msn ifadeleri __ - evden eve nakliyat - nakliyat - OyunArenası şişme oyun parkı balon şişme oyun parkı

tattoo

dövme

kalıcı makyaj

kalıcı makyaj

diyet - saç modelleri aşk-ı memnu oyunlar , Canlı sohbet Dersnotlari Kitap Özeti Sunum Tartışma Panel Dini Resimler +18 oyun oyun - prenses perfinya - assos - oktay usta - Muhabbet Muhabbet odalari sxe yazılı resimler akciğer kanseri indir zeka testi aşk resimleri msn indir safra kesesi photoshop MuhabbeT Sohbet odaları çet porno izle şömine oyunlar Sohbet kurtlar vadisi pusu ilahi dinle indir ilahiler dinle Toplist | Site ekle Video Youtube sağlık sorunları KRALCAPAYLAS.COM türkçe sohbet netlog chat siteleri Canli Tv bebek resimleri atatürk resimleri Oyun Oyun indir ilahi ezgi dinle indir dini film indir vBulletiner.com ödüllü seo yarışması Webmaster Bilgi Arşivi sohbet site ekle www.cepevin.com sağlık sitesi flash oyun klingeltöne Chat | Sohbet | Sohbet | Sohbet | bebek oyunları sohbet chat netlog Müzik indir Sohbet Kanalları netlog Çok Güzel Hareketler Bunlar sohpet çet bedava izle Seks Sex NBA - NBA-Onur Güney- Haberson Özel Ders Sohbet canlı sohbet sohpet msn skinleri arka planlar arkadaşlık arkadaş resim msn arkadaş animasyon resimler video izle Msn Msn indir film izle oyunlar macera oyunları kız oyunları sohbet sohbet odaları - film izle - sohbet siteleri - radyo dinle - Mario OyunlarıAraba Yarışı travesti travesti travesti travesti travesti travesti travesti travesti sohbet sohbet batak oyna iddaa tahminleriiddaa sonuçları
Emre Aydın toplist Music Top Blogs Turk1000.Com
toplistçiçekçi
TOPlist Genel